GÜNCEL:
Çiftçinin kıymetini bilelim

Türk tarımının gerçekleştirdiği üretim, sağladığı istihdam ve ihracatla ülke ekonomisindeki önemini koruduğunu belirten Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, çiftçilerin zor şartlara rağmen tarımsal faaliyeti sürdürdüğüne, sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik etmediğine vurgu yaptı.

İHRACATA DESTEK VERİLMELİ

“İhracata daha fazla destek verilmeli, üretim teşvik edilmelidir” diyen Başkan Alp, “Tarımın önemli unsurlarından birinin de dış ticaret olduğunu belirten Bayraktar, “2019 yılının Ocak-Kasım döneminde ihracat yüzde 1,1 artarak, 16 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkmıştır. Buna karşın ithalatta yüzde 4,1’lik azalış görüldü. İthalat rakamı 12 milyar dolardan 11,5 milyar dolara geriledi. Bu dönemde dış ticaret fazlası ise yüzde 16,3 artarak, 4 milyar dolardan 4,7 milyar dolara yükseldi. Türkiye gibi hemen her ürünün üretilebildiği bir ülkede yaptığımız ithalatın en az 3-4 katı ihracat gerçekleştirmemiz gerekir. Bunun için ihracata daha fazla destek verilmeli, üretim teşvik edilmelidir” diye konuştu.

DESTEKLER ARTTIRILMALI

Başkan Alp, “Tarım sektörüne bütçeden 2017 yılında 12,7 milyar, 2018’de 14,5 milyar lira, 2019’da ise 16,9 milyar lira destek sağlanmıştır.2020 bütçesine ise 22 milyar liralık destek ödeneği konuldu. Ancak destekler artırılmalı, destekler Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 1’ine çıkarılmalıdır. Bu rakam son yıllarda yüzde 0,4 düzeylerinde kalmıştır. Destek milli gelirin yüzde 1’ine çıkarsa çiftçimiz bunun karşılığını misliyle üreterek, istihdam sağlayarak, ihracata destek olarak öder” ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLAR VAR

Çiftçimizin güncel sorunlarının yanı sıra çözüm bekleyen yapısal sorunları da bulunduğuna dikkati çeken Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp şunları söyledi: “Parçalı arazi yapısı, işletme küçüklüğü ile sulama altyapısının bitirilememiş olması yapısal sorunlar arasındadır. Ülkemizde verimli üretim yapabilecek uygun büyüklükte arazi yapısına ulaşmak zorundayız. 61 dekar işletme büyüklüğü, 6 dekar parsel büyüklüğüyle verimli tarımdan bahsedemeyiz. Arazilerimizin daha fazla parçalanmasına tahammülümüz yoktur. Üreticimizin en önemli sorunlarından biri de ekonomik örgütlenme eksikliğidir. Çiftçimizin tarlada 1’e sattığı ürünün fiyatı markette 4-5 katına kadar çıkabilmektedir. Üreticimiz ürününü değerine satmak, emeğinin karşılığını almak istemektedir. Tüketicimizin fahiş ve sürekli değişen fiyatlarla şaşkına dönmemesi için üreticinin tarlada kalması ve bunun için de üreticinin ne kazanacağını bilmesi gerekir. Üreticimiz ne kazanacağını bilirse üretir. Bundan daha tabii bir istek de olamaz. Tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir. Üstelik çiftçimiz üretirken planlama eksikliği de yaşamaktadır. Fiyata göre ekeceği ürüne karar vermekte, bu da üretimin bir yıl fazla bir yıl da eksik olmasına neden olmaktadır. Üretim fazla olduğunda fiyat düşmekte, çiftçimiz zarar etmekte, az olduğunda da fiyat artsa da üretim azlığından dolayı çiftçimiz yine yeterli geliri elde edememektedir.”

2020 BEKLENTİLERİNİ SIRALADI

Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp çiftçinin 2020 yılındaki beklentilerini de açıkladı. Girdi fiyatlarının yüksekliğine işaret eden ve makul seviyelere çekilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Nazif Alp beklentileri şöyle sıraladı:“Çiftçinin tarlada kalması ve üretimini sürdürebilmesi için verilen destekler kesinlikle artırılmalıdır. Destek bütçesi, Tarım Kanunu’nda belirtildiği gibi Gayri Safi Milli Hasıla’nın en az yüzde 1’i oranında olmalıdır. Desteklemede yüzde 2-4 arasında uygulanan stopaj kesintisi kaldırılmalıdır. Desteklerde adalet sağlanmalı, küçük aile işletmelerine öncelik verilmelidir. Gençleri tarımda tutabilmek için genç çiftçilere yönelik ek teşvik ve destekler getirilmelidir. Çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar dikkate alınarak, 2019 yılı destekleri, 2020 yılının ilk aylarında çiftçinin hesabına yatırılmalıdır. Kilogram başına 5 kuruştan 10 kuruşa çıkarılan buğday ve arpa prim desteklerinde olduğu gibi diğer ürünlerdeki prim destekleri de yükseltilmelidir.”

ÇİFTÇİ, İŞÇE VE MEMURLA AYNI STATÜDE DEĞİL

Son olarak çiftçinin Bağ-Kur sorununa değinen Nazif Alp, “Çiftçilerimizin Tarım BAĞ-KUR primi; asgari ücretteki yüzde 15’lik artış ve aylık prim gün sayısının 26’dan 27’ye çıkması nedeniyle yüzde 19,5 oranındaki artışla 765 liradan 914 liraya çıktı. Borcu bulunmayan çiftçimize verilen 5 puanlık Hazine desteğini göz önünde bulundursak bile çiftçimizin ödeyeceği tarım BAĞ-KUR primi aylık 654 liradan 781 liraya yükselmiştir. Çiftçimiz işçi ve memurlarla aynı statüde değildir. İşvereni olmadığı için belirlenen primin tamamını kendisi ödemek zorundadır. Her ay bu primi ödemesine imkan bulunmamaktadır. Tarım BAĞ-KUR sigortası prim gün sayısı, 2008 yılında olduğu gibi 15 güne indirilmelidir. Bu durumda çiftçimizin ödeyeceği aylık prim 508 liraya, Hazine desteği göz önünde bulundurulduğunda ise 434 liraya inecektir. Kadın ve genç çiftçilere pozitif ayrımcılık yapılmalı, zor şartlarda üretim yapan çiftçilere her yıl için 90 gün fiili hizmet zammı verilmelidir. Genç çiftçilerin Tarım BAĞ-KUR primleri devlet tarafından karşılanmalıdır” açıklamalarına yer verdi.



Yalçın KÜÇÜK
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158

banner344

banner245

banner322

banner8

banner309

banner239

İBB'den Milyonluk Vurgun
İBB'de 17 yıldır ekonomist olarak görev yapan bir memurun zimmetine para geçirdiği ortaya çıktı....

Haberi Oku