GÜNCEL:
Alevi Dedesi'nden Önemli Mesaj

     Alevi dedelerinden Seyit Rızaoğlu, “Benim inancımla, kültürümle, yaşam tarzımla hiç uyum sağlayamayan, insan doğasına aykırı materyalist düşünceler, ideolojiler uğruna sokağa dökülen çocuklarımızı sokak ve meydanlardan çekmemiz gerekmektedir” dedi.

 

Alevi Dedesi Seyit Rızaoğlu'nun açıklamasının tam metni aşağıda yer almaktadır:

 

ÖZÜNDEN  UZAKLAŞTIRILAN  ALEVİLİK

               Alevilik   İslam  İnanç   Sistemi  içinde  ta  başlangıçtan  itibaren  İslam’ın  ve  Yüce  Kitabı  Kuran-ı Kerim’in  en  derin  anlamdaki  Batıni  yorumudur.  Bu yorum   İslam  içerisinde Kuran-ı Kerim’i  delil   alarak  oluşturulmuş  bulunan VAHDET-İ  VUCUT  Felsefesidir.  Kelime  olarak ta  anlaşılacağı üzere VARLIĞIN  BİRLİĞİ  ve TANRININ  VARINDAN  VAR OLMA  anlayış ve inancın ta  kendisidir.

             İslami  anlayış olan bu inanç, realitesi gereği TANRININ VARINDAN VAR OLMASINA  Müttevellit sevgi, ,kucaklayıcı, kapsayıcı ve hoş görülüdür, bunun içindir ki; Hümanisttir. Bunun içindir ki; 72 Millete tek  nazardan  bakabilmektedir.

              Böyle kapsayıcı, kuşatıcı ve hoşgörülü olan bu inanç,  Osmanlı Devletinin,  başlangıcından 1514’e kadar çok geniş bir coğrafyaya  yayılabilmiştir. Osmanlının büyüyüp,  İmparatorluk düzeyine ulaşmasındaki,  katkıları yadsınmayacak  emarelerle  doludur.  En derin anlamda ki  bu İslami yorum inançlar üstü ve yönetimler üstü bir rol  almışken  ne oldu da 1514 ten itibaren kırılma yaşayıp,  günümüze gelene kadar   kendi  o  en yüce değer olan inancını erezyona  uğratıp VAHTED-İ VUCUT   Felsefesini dahi  kavrayamayacak ve  anlayamayacak kadar dibe vurmuştur.

               İşte! Bu dibe vurma sorununun altında   yatan asıl neden:  İnançlar ve yönetimler üstü iken iki şahsiyetin  (Yavuz Sultan Selim- Şah İsmail  Çaldıran Savaşı)  Dünya hakimiyetinin, hırsının arasında ki,  malzeme  konumuna düşmesinin sonucu olduğunu   tarih gözümüzün içine sokmaktadır.

              O tarihten   günümüze kadar  Osmanlı  Devleti  ve devamı  niteliğindeki  TC. Devletinin de  kendisini   parçalayacak bir potansiyel suçlu gözüyle bakmasına neden  olmuştur.

Ne yazık ki daha sonra  gelişen   olayların tamamında ister devlet, ister  toplumsal  ayaklanma  diyin  bu duruma hep çanak tutar hale gelmiştir. Ne  devlet  tebasıyla  barışma  ne alevi kesimini oluşturan bu  devlet  tebası  bir  biriyle uzlaşma ya   yanaşmamışlardır.

Sorun hem  devlet  hem  de  Alevilik  açısından  derin yaralar açarak günümüze  gelmiş  bulunmaktadır.

Ta ki burada  en acı tarafı da aynı devletin  tebası  ve aynı inancın paylaşımcıları olarak zahiri ve batini yönlerimizden sanki ayrı imiş gibi görülen , buna rağmen her iki tarafında  derununda  alevi  ve  suninin  aynı teba ,  aynı peygamber, aynı  inanç, aynı kültür  içinde bir birini kucaklayan, kenetleşen olması  gerekirken birbirlerine  karşıt hale getirilmişlerdir.

Tabi ki burada Aleviliği kendine karşı potansiyel bir tehlike olarak gören,  dolayısıyla sunilikle kenetleşen   erkin rolü büyüktür Tabi ki mesele, geçmişi hatalarıyla birlikte kaşımanın hiç kimseye fayda sağlamadığı ve sağlıyamayacağı  gerçeğini  görebilmektir.   Bulunduğumuz çağın konjüktüründe baktığımızda; ‘ Böl, parçala yut’ Emperyal  güçlerin   bizim gibi ülkelerin halklarını etniselere ayırarak, bir biriyle çatıştırarak, içerden çökertip  , demokrasi  getireceğim  bahanesi yle hem  insansızlaştırma , yani  kendilerince nufus popilasyonuna giderek, hemde işgal ederek yıkım ve tahribatlar yaparak o ülkeyi  istikrarsızlaştırarak, sömürme emellerinin uygulamalarını , içimizde ,çevremizde  özellikle  Orta doğuda en derin anlamda görmekte ,hissetmekte ve yaşamaktayız.Ülkemin,insanlarıyla  bu  kadar  her  noktada  birleştiğimiz  paydalarımız var iken  hem devletimizle  hem Toplumumuzla  sözde  ayrık mış  gibi  sandığımız  insanlarımızla , yani suni kardeşlerimizle  kucaklaşmamamızın  önünde  engel nedir?

Alevi  Canlarıma  Sesleniyorum,

Onlar adım  atmıyor diyebilir siniz.  Bu  bir  açıdan  doğrudur da, Ya  biz  hiç  adım attık mı?

Bilemiyorum.  Zaten hep kaybeden  psikolojisin de  olarak  nitelendirdiğimiz  biz  kendimiz,  böyle  bir  adım  atarsak  ne  olur?   Tabi ki hiç  bir  kaybımız   olmayacak  bilakis   kazancımız  olacaktır.Size,  şiddete baş baş vurmadan  barış tesis  eden  Gandi  ve  Dalaylama  dersi vermek istemiyorum.  Ama şu bir gerçek ki  benim inancımla, kültürümle  ve  yaşam tarzımla  hiç uyum sağlayamayan ve hatta  Ütopya  olan  ve hiç  bir zaman gerçekleşmesi  mümkün  olmayan,  insan  doğasına  aykırı  materyalist  düşünceler, ideolojiler  uğruna , sokağa  dökülen  , her  döküldükçe öldürülen,  her  öldürüldükçe  tekrar   sokağa  dökülen  ve  kısır  döngü  gibi  başımızdan  celladın bıçağı  gibi  duran  şu  illetten  önce  kurtulmak  ve  çocuklarımızı   sokak ve  meydanlardan  çekmemiz  gerekmektedir.

             Kendi  kültürümüzün  ve  inancımızın  erozyona  uğramasından  dolayı  kimliksiz  ve  kişiliksizleşen   dolayısıyla  yapay  ve  bir  yafta  gibi  kendine  yapıştırılan  bir  yapay  kimlik  arayışından  dolayı  bu  tür  ideolojilere  yapışan  çocuklarımızı,  kurtarmak  için  tekrar  geri  dönüp  o  küllendirdiğimiz  kültürümüz  ve ulvi  olan  inancımıza,  milli  değerlerimize  bir göz atmamız  gerekmiyor mu  artık?

Devletimin temsilcileri olan hükümet ve gerekli  mercilerde , alevi inanç kurumlarını ideolojilerin arka bahçesi konumundan  çıka bilmesi için, bu kurumlara resmiyet  vererek ,inanç kurumları olarak deklere etmesi gerekmektedir  ülkemin birliği, dirliği ve selameti için gerekli olan bu adım  ivedi olarak  atılmalıdır.        

Bakar mısınız  lütfen   görmüyor  musunuz?   Benim  inanç kurumum  dediğim   Cem  Evleri  veya Hacıbektaş   Kültür Evleri   Alevi Kültür Dernekleri   ya  haddini  bilmez   kendisine  yazar  çizer  dedikleri  oryantalist,  ya da  sözüm  ona  geçmişin  çöplüğünde kalma , yapay ideolojilerin  elinde  oyuncak  olmuş  kendilerine  çağdaş,  devrimci,  demokrat  diyerek  Alevi Kültürünün  ulvi  değerlerine  saldırarak  ve  en  acı  tarafı da  hem  o  ulvi  kültüre,  o  kültürün  şahsiyetlerine   hakaret  ederek  özünden  uzak  ( Alluviler  ve ya  Alisiz  Alevilik  )  gibi   Alevilikle  uzaktan, yakından  ilgisiz  kavram  kargaşası  içine  çekerek ,  bir de   bu  kurumların  ve  şahsiyetlerin  arkasına  gizlenerek , ülkemi  ve toplumumu  yeni  kaoslara, çatışmalara  sürüklemektedirler.

Çocuklarımıza,  gençlerimize   çağrılar   atarak  onları  sokağa  ve  meydanlara  döküp   kanları ile   nemalanmaktadırlar.  Aynı  milli  değerleri,  aynı ülkeyi, aynı  inancı  paylaştığım  bu  vatan  toprakları  üzerinde  bu  kan  bu  göz  yaşı  bu  huzursuzluk  bu  ayrıştırma  bana  kanıksattırılmış  hale  getirilmiştir. O  yüce  ve  ulvi  olan  72  millete  tek  nazardan  bakan,   bu kadar  kapsayıcı,  hoşgörülü  ve  kucaklayıcı  olan  inanç  felsefemi  ( Vahdet-i  Vücut ) du  nasılda  içini  boşaltıp   bütünleyenken  ayıran, parçalayan, çatışan  malzeme  haline   getirdiler.

            ÖZÜME  DÖNMEMİN ZAMANI  GELMEDİ Mİ ?

            İçimize  sızmış, yapay  kimlikle  yaftalanmış  bütün  yaşamlarını  her  şeye  muhalefet  üzerine  kurmuş,   her kese,  her düşünceye,  her olguya ,her inanca  muhalif  olan   bu  çatışmacı,  ayrılıkçı,  nifakçı  zihniyetler  daha  ne  kadar  bizim  kanlarımız  üzerinden  nemalanmaya  devam  edip ,her seferinde ülkemi  emperyal lerin   arzularına sunacaklar

Bunların   elinde ki    BİZ  olan   ayrıştırma  ve çatışma  malzemesini  alın.    Bunlar malzemeyi  bulamadıkları  gün 

 İşte o   gün,  tüm içtenliğimle  inanıyorum ki   ülkemin  tüm  insanları  kucaklaşır.

                                                                                                                              Saygılarımla ERZİNCAN/   REFAHİYE /GEMECİK KÖYÜNDEN/ BABAMANSUR OCAĞINDAN /SEYYİT RIZAOĞLU                                                                                                                                                                                              

                                                             





habervaktim
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner375

banner376

banner158

banner344

banner322

banner8

banner309

banner239

Kılıçdaroğlu'na Yumruk Atan Tutuklandı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na şehit cenazesinde yumruk atan saldırgan Osman Sarıgün tutuklandı.

Haberi Oku