EĞİTİM:
Eğitimin temeli sevgidir

Sizi tanıyabilir miyiz?

1972 yılında İstanbul Şişli’de doğdum. İlk, orta, lise ve üniversitenin bir yılını İstanbul’da okudum. Liseden sonra işletme fakültesinde bir yıl okuduktan sonra benim alanım olmadığını fark edip çocuk gelişimi ya da okul öncesi öğretmenliği okumaya karar verdim. Sınava girdim ve okul öncesi öğretmenliği okudum. İkinci yılım bitince hem staj yaptım hem de dışardan 4 yılı tamamladım. Staj yaptığım yerde öğretmenlik hayatıma başladım. 2002 yılına kadar İstanbul’da çalıştım. 2002 yılında radikal bir kararla Antalya’ya yerleştik. Evliyim, pırlanta gibi iki kız çocuğuna sahibim. Yaklaşık 8 yıllık öğretmenlik hayatımdan sonra kurumlarda müdürlük yaptım. Müdürlük yaptığım son kurumdan 4 yıl önce ayrılıp kendi hayallerimin okulu olan kızımın da ismini taşıyan ‘yeni iklim anaokulunu” açtım.

Kaç senedir eğitim sektöründesiniz? Sektöre giriş serüveninizi anlatır mısınız?

Yaklaşık olarak 28 yıldır bu sektördeyim. Sektöre giriş serüvenimin ana kaynağı öğretmeyi ve çocukları sevmekti. Sonrası geldi.

Sektörün şuan ki durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Aslında günümüz Türkiye’sinde çok modern ve lüks şartlarda açılan birçok kurum var. Fakat bu kurumların içini dolduracak kalitede ve donanımda insanların az olduğunu düşünüyorum. En hassas olduğum konu ise kurumların başında okul öncesi alanında insanların olması. Bu anlamda işini gerçekten hakkıyla yapan kurumların varlığının da farkında olup onları takdir ediyorum.

Sektörün şu anki durumu hakkında bilgi verir misiniz? Sistemde değişmesi gerektiğini düşündüğünüz konular var mı? Varsa anlatır mısınız?
Türkiye’de eğitim konuları hep bir türlü çözülemeyen sorunlarla gündeme geliyor. Genel olarak devlet okullarında ve öğretmen yetiştirme sisteminde bir gerilemeden söz ediliyor. Yıllardır istikrarlı bir Sınav Sistemi kurulamadı. Neredeyse her yıl sistemde değişikliğe gidildi. Okulların daha verimli işler yapabilmesi için bu sınava odaklı sistemden ve sürekli tartışılan alanlardan çıkılması gerekiyor.
Devlet, dershaneleri kapatırken çeşitli vaatlerle onları özel okul açmaya teşvik etti. Bir takım teşvikler, arsalar, okul binaları vaat edildi. Başlangıçta bir miktar öğrenciye devlet teşviği verilerek özel okul öğrencilerinin artmasına katkı yapılsa da hem diğer vaatler tutulmadı hem de bu yıldan başlayarak devlet teşviği kaldırıldı.
Oysa özel öğretime verilen desteğin kaldırılması değil, artırılması gerekiyor.
Sizce bu destek neden artırılmalı?”
Bir kere özel okullar Türk Milli Eğitim sisteminin içinde ve tamamen devletin denetiminde işleyen eğitim kurumlarıdır. Özel okullarda da tıpkı devlet okullarında uygulanan müfredatlara göre eğitim verilmektedir. Sonuç olarak özel okullar, devletin parasız yapması gereken zorunlu eğitime destek olmaktadır. Bu kurumlara üvey evlat muamelesi yapılmamalıdır. Devlet okulunda ne yapılıyorsa özel okullar da onu yapmaya çalışıyor.
Ayrıca çocuklarını özel okullarda okutan veliler gerçekte bu ülkenin kahramanları sayılır. Çünkü devletin yapacağı işi para ödeyerek kendileri üstlenmektedir. Bu nedenlerle devlet, bir yandan da öğretmen ve personel çalıştırarak istihdam yaratan özel öğretim kurumlarına biraz daha yakın durmalı ve bu kurumların yaşamasına destek olmalıdır.
Bazı lüks tüketim mallarının vergi ve KDV muafiyeti varken eğitime destek olan kurumlardan yüksek vergi alınmasını doğru bulmuyorum. Otellere, turistik alanlara sahillerden, orman alanlarından arsalar tahsis edildiğini herkes biliyor. Özel öğretimin gelişmesi için okullara da buna benzer imkanlar tanınması gerektiğini düşünüyorum.
Son beş yılda özel okul sayısında hızlı bir artış olsa da özel öğretimin Türkiye genelindeki oranı gelişmiş ülkelerin oldukça altında. Ülkemizde öğrencilerin sadece yüzde 8’i özel okullarda okuyor. Vergi ve SGK desteğiyle, yukarıdaki öneriler geliştirilirse veliler çocuklarını daha iyi koşullarda, daha uygun ücretlerle okutabilir. Böylece özel okullar artar ve devletin eğim yükü biraz daha azalır.
Antalya özelinde özel okul sayısı büyük ölçüde Türkiye ortalamasının çok üstündedir. Bütün kurumsal markalar, büyük sermayeli işletmeler eğitim sektörüne girmektedir. Bu durum elbette şehrimizin eğitim kalitesini artıracaktır. Bunun dışında son birkaç yılda sektöre çokça “butik” okullar katılmaktadır ve bu süreç devam etmektedir.
Eğitimde asıl sermayenin para değil bilgi olması gerektiğini düşünüyorum. Mahalle kolejlerine dönüşen butik okulların kurumsallaşmaları ve ekonomik koşullarla daha iyi rekabet edebilmeleri için onların da eğitim kalitesini artıracak önlemler almalarını tavsiye ediyorum.

Size göre “Eğitim” nedir?

Eğitim nedir sorusuna verilecek birçok cevap vardır. Genel manada eğitim, bir insanın; duygusal, bedensel, zihinsel olarak sahip olduğu yeteneklerini belirlenen amaç doğrultusunda geliştirmesidir. Bilgi kazanmak, davranışlarını geliştirmek yolunda atılan adımların hepsi eğitimin kapsamında yer almaktadır. İsteyerek ve kasıtlı olarak değişimler geçirmek eğitimin bir parçası olarak tanımlanmaktadır.

Size göre eğitimin özellikleri nelerdir?

Eğitim sürekli devam eden bir süreçtir. Eğitim devam ederken, kişinin davranışlarının istenilen bir biçimde değiştirilmesi hedeflenmektedir. Eğitim süreci devam ederken kişinin davranışlarının bilerek ve isteyerek değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Eğitim sayesinde insanların kişiliği de farklılaşma içerisine girmektedir.
Eğitim aynı zamanda, bir kültürlenme süreci olarak da tanımlanmaktadır. Yani eğitim, bir nevi kişinin topluma ayak uydurması olarak da tarif edilmektedir.
Eğitim sürecinde üç temel özellikle vardır. Bunlar amaç, öğretme ve öğrenme etkinlikleri ile değerlendirmedir.
Amaç: Eğitim, bir hedef çerçevesinde yapılmaktadır. Burada hedeflenen şey; kişinin davranış ve hareketlerinde olumlu yönde bir değişim sağlamaya çalışmaktır. Amaç noktasında toplumun istek ve beklentileri önemli bir rol oynamaktadır. Bundan dolayı da toplumun beklentileri göz önüne alınmaktadır. Bireyin kişiliğini etkilemeyecek ya da bireyde kalıcı bir değişim yaratmayacak gelişmeler, eğitim açısından bir değer taşımamaktadır.
Öğrenme ve Öğretme Etkinlikleri: Öğrenme, kişide ortaya çıkan kalıcı nitelikteki değişmelerdir. Öğretme ise öğrenmeyi sağlayan her türlü etkinlik olarak kabul edilmektedir. Öğretim ise; örgütlü ve planlı bir şekilde yapılan faaliyetlerdir. Bunların hepsi de eğitim sürecinin içerisinde yer almaktadır.
Değerlendirme: Eğitim süreci sonrasında yapılmaktadır. Öğretim sürecinde ne kadar başarılı olunduğuna bu şekilde karar verilmektedir.

Eğitim yalnızca insana özgüdür. Eğitim oldukça kapsamlıdır. Bu süreç sadece okulda olmaz. Aynı zamanda okul öncesinden, sonrasında ve okul dışında da süreç her zaman devam eder.
Eğitim süreci süreklidir ve her zaman devam etmektedir. Çünkü insan sürekli gelişmekte ve her zaman da yeni bir şeyler öğrenmektedir. Eğitim süreci çeşitli bulgu ve bilimsel araştırmalardan yararlanmaktadır.
Eğitim he milli hem de uluslararası yönlere sahiptir. Eğitim, hayat ile gerçekleşir. Yaşantılar eğitim sürecinin en önemli parçasıdır. Eğitimde bir mekan ya da yer sınırlaması söz konusu değildir. Eğitim her yerde oluşabilmektedir. Eğitim, ülkenin milli bir şekilde kalkınma ile alakalı bir durumdur. Eğitim nedir sorusu böylelikle cevabını bulmaktadır.

Kurumunuzun eğitim ve öğretim prensipleri için neler söyleyebilirsiniz?

Kurumumuzun prensibi çok net. Atatürkçü, mutlu, özgüvenli, sevgi dolu çocuklar yetiştirmek ve bunları yaparken de hayata hazırlanması için gerekli olan akademik bilgi ve becerileri sağlamak yani temel “sevgi”.

Çocukların kişisel yetenek ve becerilerinin geliştirilmesi adına ne gibi faaliyetler düzenliyorsunuz?

Bizim alanımız 3-6 yaş çocukları yani okul öncesi olduğu için, önceliğimiz onlara gereken güveni vermek ve onları tanımak için gözlemler yapmaktır. Sonrasında ise satranç, drama, bale, folklar, modern dans, müzik, İngilizce gibi branş derslerini alanında uzman eğitimcilerle vererek onların yetenek ve becerilerini ortaya çıkarıp bu alanda desteklenecektir.

Sizce anaokul hangi kriterlere göre seçilmeli?

Anaokulu seçerken ilk bakmamız gereken kriter fiziksel olurluk ve kurum başındakilerin eğitimci olmasıdır. Diğer kriterlere gelirsek işini seven, güler yüzlü insanların çalıştığı alanında eğitim görmüş eğitmenlerin olması, hijyenik, ekolojik ve doğal beslenilen bir kurum olmasına dikkat edilmelidir.

Hangi niteliklere sahip öğretmenler sizinle çalışabilir?

Öncelikle okulöncesi öğretmenliği ya da çocuk gelişimi mezunu, çocukları seven, kendine ve özbakımına önem veren , gelişime açık öğretmen adayları çalışabilir.

Kurumunuzun değerleri nelerdir? Diğer okullardan farklı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Kurumunuzun en önemli değeri yaşayan değerlere önem veren, vatanını, bayrağını, atasını seven mutlu çocuklar yetiştirme çabasıdır. Sevgi kilittir, insan, hayvan ve doğayı seven insan ‘insan’ demektir. Evet tabi ki her kurum kendince özeldir ama ben ekibini çok iyi tanıyan biri olarak diyebilirim ki ‘ her çocuk bizimdir ve özeldir’.


Eğitim sektörün-de öne çıkan trendler nelerdir?

Eğitim sektörü kendini geliştirmek zorunda gelişime açık bir sektördür. Günümüzün trendleri ise stem eğitimi ve robotik kodlamadır.

İş ve özel hayat arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

Günümüzün çoğunu çocuklarla geçirince akşamları eşim ve çocuklarımla da öğrencilerim hakkında konuştuğumu fark ediyorum. Yani meslek olmanın dışında çocuklar hayatımın her evresinde var ve var olacak. En büyük şansım ise kızlarımın ve eşimin bu durumu saygıyla karşılaması yani özel hayatımın bir parçası oldu artık okul ve öğrenciler.

Şuan eğitimde hangi noktadasınız?

Şimdiye kadar 3 dönem mezun verdik. Mezun olan öğrencilerimizin okullarından, velilerimizin geri dönütlerinden yola çıkarak diyebilirim ki güzel bir yerdeyiz.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bizlere bu imkanı veren başta siz Aykut beye ve Hilal Gazetesine çok teşekkür ederim. Eğitimle ilgilenen ve gazetelerinde eğitime yer veren tüm gazetecilere de eğitimciler adına çok teşekkür ederim.
Röportaj: Aykut SÜLEK



Haber Merkezi
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner387

banner158

banner344

banner245

banner322

banner8

banner309

banner239

Başkan Esen’den kreşlere ziyaret
Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, Uncalı ve Gürsu Çocuk Kreşi ve Gündüz Bakımevi öğrencilerini...

Haberi Oku