17 Yıldır iktidarda olan AK Parti’nin son seçimlerde aldığı sonuçlar tartışmaları ve bölünmeleri de beraberinde getirdi.

Referandum ve sonrasındaki Başkanlık seçimleri sonrasında gelinen süreçte AK Parti’nin kan keybettiğini söylemek mümkün çünkü açık bir şekilde görülüyor.

Bunun nedenlerini kimisi kibir, kimisi yanlış yönlendirme, kimisi de çıkar odaklı siyaset anlayışının parti içerisinde hakim olmaya başlaması olarak gösteriyor.

Beklenen sonuçların çıkmadığı her seçim sonrasında ilk günlere dönüleceği ve resetlenileceği ifade edilse de ne yazık ki söylemler ve eylemler farklılık gösteriyor.

Bu da AK Parti’ye oy veren seçmeni de farklı seçenekler aramaya yönlendiriyor.

MHP ile yapılan ittifak dahi parti tabanında “eyvah sonumuz Anavatan Partisi gibi olacak. Yavaş yavaş eriyoruz. Tek başımıza olmuyor MHP ile işbirliği yapmak zorunda kalıyoruz” cümlelerini kurduruyor.

Üyelerin ve seçmenin kulağına gidenler, gördükleri, izledikleri fikirlerin değişmesine yol açıyor.

AK Parti eski günlerine dönmez, vatandaşın sesine kulak vermez, vatandaşı değil yandaşı düşünür ise daha kötü sonuçlar uzak değil.

Tevazuudan yana değil kibirden yana olmak felaket senaryosunun başlangıcıdır.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan 2014 yılında “ideal devlet adamı neden çekinmeli?” sorusuna “Kibirden. Her zaman dinlemeli. Halk, kendisi için çalışan yöneticileri sever” cevabını vermişti.

Kimine göre bu cevabı veren Başkan Erdoğan’da tek adamlığın verdiği güç ile birlikte kibre kapıldı ve hata üzerine hata yapmaya başladı.

Başarısız olan teşkilatlar değiştirilmek yerine yola devam edildi.

Yöneticiler hakkında ayyuka çıkan iddialar araştırılmadan sümen altı edildi, görmezden gelindi.

Kısacası herşey birer birer birikti ve sonunda havuz taştı.

Üyelerin ve seçmenin de sabrı taştı.

Yerel seçimlerde hayatı belediye başkan aday seçimleri, genel seçimlerde hatalı milletvekil aday seçimleri yerelde ve genelde oyları düşürdü.

Seçim dönemlerinde yapılan parası olan değil çevresi olanın listelere gireceği söylemleri yine havada kaldı.

Parası olan aday olurken çevresi olan ise yine partisi için varını yoğunu ortaya koydu.

31 Mart seçimlerinde ne yazık ki partililer için “Nasıl olsa bu bizden” denilerek dışlanan partililer sandıkta tercihini farklı kullanınca sonuçlar da farklı oldu.

Yerel bazdaki hatalara genel bazda da hatalar eklenince bir de üzerine ekonomik kriz göstergeleri eklenince sonuç hüsran oldu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın istifaları gerekçe gösterilmeden istendi.

31 Mart tarihinde sonuç hüsran oldu.

İstanbul seçimlerinin iptali sonrasında yeni seçimde Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi.

Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri 31 Mart’a göre daha fazla farkla alacağını herkes görüyordu ve söylüyordu da AK Parti neden göremiyordu?

23 Haziran seçimlerinde kaybeden Binali Yıldırım değil AK Parti olmuştur.

Halkın sesine kulaklar tıkanmış, halktan uzaklaşılmıştır.

Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Egemen Bağış’ın partiyi kurma çalışmalarını da erkene aldığını biliyoruz.

Normal şartlarda bir sonraki seçim 4 yıl sonra olduğu için seçimlere 1 yıl kala yani 3 sene sonra partinin kurulması bekleniyordu.

Gerekçe de ham maddi olarak yıpranmamak hem de isimlerin yıpratılmaması idi.

Gelinen noktada parti kuruluşunun öne alındığı ve bu yıl sonuna kadar işlemlerin tamamlanarak yeni partinin kurulacağı ifade ediliyor.

AK Parti tabanının bir kısmının da bu partiye kayacağı su geçirmez bir durumdur.

Şu saatten sonra AK Parti eski günlerdeki siyaset anlayışına dönse dahi tek başına iktidar olması zor görünüyor.

Kabine değişikliği çok acil olarak gereklidir.

Gerginliğe sebep olan isimler kabine dışında kalmalı ve bu isimler farklı statüler ile çalışmalarına devam etmelidir.

CHP’de sol parti konumundan merkez sağ olma yolunda ilerlerken ülkemizin geleceğinin çok farklı olacağı aşikardır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Cengiz Savaşeri 4 ay önce

Yalçın kardeşimiz de Ak partiyi eleştiriyordu, bize ne hacet

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner387

banner158

banner344

banner245

banner322

banner8

banner309

banner239